Çocuk Yetiştirirken Aşırı Koruyucu Ebeveynlik

Özet
:
Çocuk yetiştirirken aşırı koruyucu ebeveynlik, sevgi ve güvenlik kaygısıyla başlayabilen ancak sınırları doğru değerlendirilemediğinde çocuğun bağımsızlaşma sürecini zorlaştırabilecek bir ebeveynlik tutumu olarak ele alınabilir.

Çocuk Yetiştirirken Aşırı Koruyucu Ebeveynlik

Çocuk yetiştirme sürecinde ebeveynlerin temel kaygılarından biri, çocuklarını olası tehlikelerden koruyabilmektir. Özellikle çocuğun küçük yaşlarda olması, ebeveynin sorumluluk duygusunu ve kontrol ihtiyacını artırabilir. Ancak korumak ile çocuğun karşılaşabileceği her güçlüğü onun adına ortadan kaldırmak arasında önemli bir fark bulunmaktadır. Peki bir çocuğu koruma isteği hangi noktada onun kendi deneyimlerini yaşamasını zorlaştırmaya başlayabilir? Aşırı koruyucu ebeveynlik, çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun biçimde deneyim kazanmasına, sorumluluk üstlenmesine veya hata yaparak öğrenmesine yeterince alan bırakılmamasıyla ilişkilendirilebilir. Ebeveynin sürekli çocuğun yerine karar vermesi, karşılaşabileceği sorunları önceden ortadan kaldırmaya çalışması, küçük riskleri dahi tehdit olarak değerlendirmesi veya çocuğun kendi başına gerçekleştirebileceği görevlerde sürekli müdahalede bulunması bu yaklaşımın göstergeleri arasında düşünülebilir. Burada amaç ebeveynleri suçlamak değil, koruma davranışının hangi koşullarda çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarıyla çatışabileceğini fark etmektir. Çünkü çocukların yalnızca güvenli bir ortamda tutulmaya değil, yaşlarına uygun sınırlar içerisinde dünyayı keşfetmeye ve kendi becerilerini geliştirmeye de ihtiyaçları bulunmaktadır.

Aşırı koruyucu ebeveynlik çoğu zaman çocuğun güvenliğiyle ilgili yoğun kaygılar üzerinden şekillenebilir. Çocuk parka gittiğinde düşmesinden, arkadaşlarıyla oynarken incinmesinden, okulda bir problem yaşamasından veya kendi başına bir karar verirken hata yapmasından endişe duyulması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak her olası olumsuzluğun önlenmeye çalışılması çocuğun deneyim alanını giderek daraltabilir. Çocuğun ayakkabılarını bağlamasına, çantasını hazırlamasına, yaşına uygun ev sorumluluklarını üstlenmesine veya kendi adına basit kararlar vermesine sürekli müdahale edilmesi, zaman içerisinde “Ben bunu kendim yapabilirim.” duygusunun yeterince gelişmemesine neden olabilir. Peki çocuk hiç hata yapmadan büyüdüğünde gerçekten hayata daha hazırlıklı hâle gelir mi? Gelişim açısından hata yapma, sonuçları değerlendirme ve yeniden deneme süreçlerinin de önemli öğrenme fırsatları sunduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Ebeveynin her problemi çocuk adına çözmesi kısa vadede çatışmaları veya kaygıyı azaltabilir; ancak çocuğun problem çözme becerilerini kullanabileceği alanların azalmasına da yol açabilir. Bu nedenle ebeveynlerin çocuğun yaşını, gelişim düzeyini ve içinde bulunduğu koşulları dikkate alarak hangi durumlarda müdahale edilmesi, hangi durumlarda ise çocuğa alan bırakılması gerektiğini gözlemlemesi önem taşır.

Aşırı koruyucu tutumların çocuk üzerindeki etkileri her çocukta aynı biçimde ortaya çıkmayabilir. Bazı çocuklarda bağımsız karar verme konusunda çekingenlik, hata yapma korkusu veya sürekli ebeveynden onay alma ihtiyacı gözlemlenebilirken bazı çocuklarda aşırı müdahaleye karşı yoğun tepki veya sınırları reddetme davranışları görülebilir. Bu nedenle tek bir davranış üzerinden değerlendirme yapılması yerine, ebeveyn-çocuk ilişkisindeki genel örüntünün incelenmesine özen gösterilmelidir. Malatya Aile Danışmanlığı sürecinde aile içerisinde yaşanan iletişim biçimleri, ebeveynlerin çocukla ilgili kaygıları, sınırların nasıl belirlendiği ve çocuğa ne ölçüde sorumluluk verildiği gibi konular ele alınabilir. Burada temel amaç ebeveynin koruma isteğini ortadan kaldırmak değil, koruma ile bağımsızlık arasındaki dengenin aileye özgü koşullar içerisinde değerlendirilmesine imkan tanımaktır. Örneğin küçük bir çocuğun güvenliği konusunda ebeveyn gözetimi gerekli olabilirken, daha büyük bir çocuğun kendi çantasını hazırlaması veya günlük planının belirli bölümlerinde seçim yapması desteklenebilir. Çocuğun yaşına uygun sorumluluklarla karşılaşmasına izin verilmesi, onun kendi becerilerini gözlemleyebilmesine ve zaman içerisinde sorumluluk duygusunu geliştirebilmesine alan açabilir. Dolayısıyla ebeveynlikte önemli olan her riski ortadan kaldırmak değil, çocuğun güvenliğini gözetirken gelişimsel olarak ihtiyaç duyduğu deneyimlere de fırsat tanıyabilmektir.

Aşırı koruyucu ebeveynlik ile sağlıklı ebeveyn ilgisi arasındaki ayrımın anlaşılabilmesi için ebeveynin kendi davranışlarını da değerlendirmesi gerekebilir. “Çocuğum bunu gerçekten yapamıyor mu, yoksa ben onun zorlanmasına tahammül etmekte mi zorlanıyorum?” sorusu bu açıdan önemli bir başlangıç noktası olabilir. Benzer şekilde çocuğun yaşadığı her güçlüğün hemen çözülmesi gerekip gerekmediği, yapılan müdahalenin çocuğun güvenliği için mi yoksa ebeveynin kaygısını azaltmak için mi gerçekleştirildiği gözlemlenmelidir. Ebeveynin kendi kaygısını fark etmesi, çocuğun ihtiyaçlarını daha sağlıklı biçimde değerlendirebilmesi açısından destekleyici olabilir. Malatya Psikolog desteği hakkında bilgi alınması; ebeveynlik kaygısının yoğun olduğu, çocuğun bağımsızlaşma çabalarının sürekli çatışmaya dönüştüğü veya ebeveynin kendi kaygısını yönetmekte zorlandığı durumlarda değerlendirilebilir. Böyle bir süreçte yalnızca çocuğun davranışlarına odaklanmak yerine, ebeveynin düşünceleri, korkuları ve koruma davranışlarının altında bulunan ihtiyaçları da ele alınabilir. Çünkü bazen çocuğun küçük bir güçlük yaşaması, ebeveynde çok daha büyük bir tehdit algısının oluşmasına neden olabilir. Bu algının fark edilmesi, müdahale edilmesi gereken durumlarla çocuğun kendi deneyimini yaşayabileceği durumlar arasındaki ayrımın daha açık biçimde değerlendirilmesine imkan sağlayabilir.

Çocuğun bağımsızlığını desteklemek, onu tamamen kendi hâline bırakmak anlamına gelmemektedir. Aksine yaşına uygun sınırlar oluşturulması, ihtiyaç duyduğunda yanında olunması ve güvenli bir çerçeve içerisinde kendi becerilerini kullanmasına imkan verilmesi önemlidir. Örneğin küçük yaşlarda kıyafet seçimi konusunda iki uygun seçenek arasından karar vermesine fırsat tanınabilir; okul çağında çantasını hazırlaması veya bazı kişisel sorumluluklarını takip etmesi desteklenebilir. Ergenlik döneminde ise günlük yaşamla ilgili bazı kararların daha fazla sorumlulukla birlikte çocuğa bırakılması düşünülebilir. Burada sınırların tamamen kaldırılması değil, çocuğun gelişimiyle birlikte esnetilmesi söz konusudur. Peki ebeveyn çocuğunun hata yapmasına ne ölçüde izin verebilir? Hatanın güvenliği tehdit etmediği durumlarda, sonucu hemen düzeltmek yerine çocuğun yaşadığı deneyim üzerine düşünmesine fırsat tanınması öğretici olabilir. “Sence burada ne oldu?”, “Bir dahaki sefere farklı olarak ne denenebilir?” gibi sorular, çocuğun kendi çözüm yollarını geliştirmesine alan açabilir. Bununla birlikte gerçek bir güvenlik riski söz konusu olduğunda ebeveyn müdahalesinin gerekli olabileceği unutulmamalıdır. Dolayısıyla amaç müdahaleden tamamen kaçınmak değil, müdahalenin çocuğun gelişimsel ihtiyacıyla orantılı olmasına özen göstermektir.

Sonuç olarak çocuk yetiştirirken aşırı koruyucu ebeveynlik, sevgi ve güvenlik kaygısıyla başlayabilen ancak sınırları doğru değerlendirilemediğinde çocuğun bağımsızlaşma sürecini zorlaştırabilecek bir ebeveynlik tutumu olarak ele alınabilir. Çocuğun her zorluğunun önceden ortadan kaldırılması yerine, yaşına uygun güçlüklerle güvenli biçimde karşılaşmasına ve kendi becerilerini kullanmasına imkan tanınması önemlidir. Bunun için ebeveynlerin zaman zaman kendi davranışlarını gözden geçirmesi ve “Şu anda çocuğumu mu koruyorum, yoksa kendi kaygımı mı azaltmaya çalışıyorum?” sorusunu sorması faydalı olabilir. Elbette her aile dinamiği kendine özgüdür ve aşırı koruyucu tutumun nedenleri de aileden aileye değişebilir. Ebeveynin geçmiş deneyimleri, çocuğun gelişimsel özellikleri, aile içerisindeki iletişim biçimi ve yaşanan çevresel koşullar birlikte değerlendirilmelidir. Çocuğun bağımsızlığı desteklenirken güvenlik ihtiyacı göz ardı edilmemeli; güvenlik sağlanırken de çocuğun kendi deneyimlerini yaşamasına ayrılan alan tamamen ortadan kaldırılmamalıdır. Sağlıklı ebeveynlik çoğu zaman bu iki ihtiyacın arasında dengeli bir alan oluşturmayı gerektirir. Ebeveynlerin bu dengeyi kurmakta zorlandığı veya koruma davranışlarının aile içerisindeki iletişimi belirgin biçimde etkilediği durumlarda profesyonel destek seçenekleri hakkında bilgi alınması düşünülebilir.

Resim
X