Boşanma Sonrası Ebeveynlik Nasıl Sürdürülmeli?

Özet
:
Boşanma sonrasında ebeveynler arasında ortak sınırların ve temel kuralların mümkün olduğunca korunması, çocuğun iki farklı ev veya yaşam düzeni arasında kendisini daha güvende hissetmesine katkı sağlayabilir. Elbette iki evin tamamen aynı olması beklenmemelidir; ancak uyku, okul sorumlulukları, ekran kullanımı, ders çalışma, beslenme ve sosyal yaşam gibi temel konularda büyük farklılıkların ortaya çıkması çocuk açısından kafa karıştırıcı olabilir.

Boşanma sonrasında ebeveynlik, eşler arasındaki ilişkinin sona ermesiyle birlikte ebeveynlik sorumluluklarının da sona ermediğinin kabul edilmesini gerektiren önemli bir süreçtir. Eş olmak ile anne veya baba olmak aynı ilişki biçimi değildir; dolayısıyla boşanma sonrasında değişen şey, öncelikle yetişkinler arasındaki hukuki ve duygusal ilişkinin niteliğidir. Peki çocuk açısından bu ayrım neden bu kadar önemlidir? Çocuk, anne ve babasının birbirinden ayrılmasını kendi hayatındaki güven duygusunun da sona ermesi şeklinde algılamamalıdır. Bunun sağlanabilmesi için ebeveynlerin mümkün olduğunca tutarlı, sakin ve öngörülebilir bir iletişim ortamı oluşturmasına özen gösterilmelidir. Boşanma sürecinde yaşanan öfke, kırgınlık, hayal kırıklığı veya güvensizlik yetişkinlerin kendi ilişkileri içerisinde anlaşılabilir duygular olabilir; ancak bu duyguların çocuğun yanında sürekli gündeme getirilmesi, çocuğun taraf seçmek zorunda hissetmesine neden olabilir. Bu nedenle ebeveynlik sorumluluklarının eşler arasındaki çatışmadan ayrı tutulması önem taşır. Çocuğa “Artık biz aile değiliz” gibi kesin ve kaygı artırıcı mesajlar vermek yerine, aile düzeninde bir değişiklik olduğu ve her iki ebeveynin de ebeveynlik sorumluluklarının devam ettiği yaşına uygun bir dille açıklanmalıdır. Böylece çocuğun yaşadığı değişimi anlamlandırmasına ve yeni düzene uyum sağlamasına daha güvenli bir alan oluşturulabilir.
Boşanma sonrasında çocukların en fazla ihtiyaç duyduğu konulardan biri, günlük yaşamda belirli bir düzen ve öngörülebilirliğin korunmasıdır. Hangi gün kiminle kalınacağı, okul ve sosyal etkinliklerin nasıl sürdürüleceği, özel günlerin nasıl geçirileceği gibi konular mümkün olduğunca önceden planlanmalıdır. Elbette her ailenin koşulları farklı olduğundan tek bir ebeveynlik modeli bütün ailelere uygun olmayabilir. Burada asıl üzerinde durulması gereken, çocuğun temel ihtiyaçlarının ve güven duygusunun gözetilmesidir. “Çocuğum kimin yanında daha mutlu?” sorusundan önce “Çocuğumun günlük yaşamında hangi düzen onun ihtiyaçlarını daha iyi karşılıyor?” sorusunun değerlendirilmesi daha sağlıklı bir başlangıç sağlayabilir. Ebeveynler arasında iletişim zorlayıcı olsa bile okul, sağlık, eğitim, sosyal faaliyetler ve çocuğun ihtiyaçlarıyla ilgili temel bilgilerin paylaşılmasına devam edilmelidir. Çocuğun anne ile baba arasında haber taşıyan kişi konumuna getirilmemesine özellikle dikkat edilmelidir. “Babanına söyle”, “Annen neden böyle yapıyor?” veya “Kiminle kalmak istiyorsun?” gibi ifadeler çocuğun yetişkinler arasındaki anlaşmazlığın içine çekilmesine neden olabilir. Benzer şekilde diğer ebeveyn hakkında küçümseyici, suçlayıcı veya aşağılayıcı konuşmalardan kaçınılması önemlidir. Çünkü çocuk, ebeveynlerinden biri hakkında söylenen olumsuz ifadeleri zaman zaman kendi kimliğinin bir parçasına yönelik bir eleştiri gibi algılayabilir.
Boşanma sonrasında ebeveynler arasında ortak sınırların ve temel kuralların mümkün olduğunca korunması, çocuğun iki farklı ev veya yaşam düzeni arasında kendisini daha güvende hissetmesine katkı sağlayabilir. Elbette iki evin tamamen aynı olması beklenmemelidir; ancak uyku, okul sorumlulukları, ekran kullanımı, ders çalışma, beslenme ve sosyal yaşam gibi temel konularda büyük farklılıkların ortaya çıkması çocuk açısından kafa karıştırıcı olabilir. Bu noktada ebeveynlerin kendi beklentilerinden önce çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını dikkate alması gerekir. Malatya Aile Danışmanlığı kapsamında ebeveynler arasındaki iletişim biçimi, çocukla kurulacak sağlıklı sınırlar ve boşanma sonrasında değişen aile düzenine uyum gibi konular ele alınabilir. Özellikle ebeveynler arasında doğrudan iletişim kurmanın güçleştiği durumlarda, çocuğun ihtiyaçlarının merkeze alınacağı daha yapıcı iletişim yolları üzerinde düşünülmesi faydalı olabilir. Burada amaç anne ve babanın her konuda aynı fikirde olması değildir. Görüş ayrılıklarının bulunması doğal kabul edilebilir; önemli olan bu farklılıkların çocuğun yanında bir güç mücadelesine dönüşmemesidir. Çocuğun “Annem böyle söylüyor, babam başka şey söylüyor” şeklinde sürekli bir arada kalması yerine, yetişkinlerin anlaşamadıkları noktaları mümkün olduğunca kendi aralarında çözümlemeye çalışmasına özen gösterilmelidir.
Boşanmanın çocuk üzerindeki etkileri yaşa, kişilik özelliklerine, boşanma sürecinin nasıl yaşandığına ve ebeveynler arasındaki iletişimin niteliğine göre değişiklik gösterebilir. Bazı çocuklarda üzüntü, öfke, içe kapanma veya kaygı gözlemlenirken bazı çocuklarda okul başarısında düşüş, uyku problemleri, davranış değişiklikleri veya ebeveynlerden birine aşırı bağlanma görülebilir. Bununla birlikte her davranış değişikliğinin doğrudan boşanmayla ilişkilendirilmesi de doğru olmayabilir. Çocuğun yaşına ve gelişim dönemine göre tepkilerin değerlendirilmesi gerekir. Peki bir çocuk “İyiyim” dediğinde gerçekten yaşadığı süreci sağlıklı biçimde anlamlandırmış olduğundan emin olunabilir mi? Çocukların duygularını her zaman doğrudan ifade etmeyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle yalnızca sözlü anlatımlara değil, davranışlardaki süreklilik gösteren değişimlere de dikkat edilmelidir. Ebeveynler çocuğun duygularını küçümsememeli, “Artık üzülme”, “Buna alışmalısın” gibi ifadeler yerine hissettiği duygunun anlaşılmasına imkan tanımalıdır. Çocuğa boşanmanın onun suçu olmadığı açık biçimde anlatılmalı ve ebeveynlerinin ayrılmasının kendi davranışlarından kaynaklanmadığı konusunda güven verici bir iletişim kurulmalıdır.
Boşanma sonrasında ebeveynlerin kendi duygusal süreçlerine de özen göstermesi, çocuğun ihtiyaçlarına daha sağlıklı biçimde yanıt verilebilmesi açısından önem taşıyabilir. Yoğun öfke, suçluluk, yalnızlık, kaygı veya gelecek konusunda belirsizlik yaşayan bir ebeveynin bütün bu duyguları tek başına yönetmesi her zaman kolay olmayabilir. Bu nedenle gerektiğinde bireysel veya aile temelli profesyonel destek seçenekleri hakkında bilgi alınması değerlendirilebilir. Malatya Psikolog desteği konusunda araştırma yapılırken öncelikle yaşanan güçlüğün niteliğinin ve kişinin ihtiyaçlarının belirlenmesine dikkat edilmelidir. Özellikle ebeveynler arasındaki çatışmanın çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkilemeye başlaması, çocukta uzun süre devam eden davranış değişikliklerinin görülmesi veya ebeveynlerden birinin yoğun duygusal zorlanma yaşaması durumunda uzman desteği gündeme alınabilir. Burada profesyonel desteğin amacı ebeveynlerden birini haklı, diğerini haksız konuma getirmek değil; yaşanan sürecin çocuk ve yetişkinler açısından daha sağlıklı biçimde değerlendirilmesine imkan tanımaktır. Ebeveynlerin kendi aralarındaki sorunlarla çocukla kurdukları ilişkinin birbirinden ayrıştırılması da bu sürecin önemli parçalarından biri olarak ele alınabilir.
Boşanma sonrasında ebeveynlik, geçmişteki eş ilişkisinin devam ettirilmesi anlamına gelmez; çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda yeni bir ebeveynlik düzeninin oluşturulması anlamına gelir. Anne ve babanın artık aynı evde yaşamaması, çocuğun her iki ebeveynle kurduğu ilişkinin değerini ortadan kaldırmak zorunda değildir. Bu yeni düzende çocuğun güven duygusunun korunması, temel ihtiyaçlarının gözetilmesi, ebeveynler arasında mümkün olduğunca açık bir iletişim kurulması ve çocuğun yetişkin çatışmalarının dışında tutulması önem taşır. Peki boşanmanın ardından asıl hedef “eski düzeni geri getirmek” mi olmalıdır, yoksa herkesin yeni düzene sağlıklı biçimde uyum sağlayabileceği bir yaşam biçimi oluşturmak mı? Her ailenin cevabı farklı olabilir. Bu nedenle hazır kalıplar yerine çocuğun yaşı, ihtiyaçları, ebeveynlerin koşulları ve boşanma sürecinin özellikleri birlikte değerlendirilmelidir. Zaman içerisinde ihtiyaçların değişebileceği de unutulmamalıdır; çocuk büyüdükçe görüşme düzenleri, iletişim biçimleri ve sorumlulukların yeniden ele alınması gerekebilir. Önemli olan boşanmanın ardından ebeveynlik bağının korunmasına, çocuğun duygusal güvenliğinin gözetilmesine ve yetişkinler arasındaki sorunların çocuğun omuzlarına bırakılmamasına özen gösterilmesidir. Böyle bir yaklaşım, değişen aile düzeninin daha anlaşılır ve yönetilebilir hâle gelmesine destek olabilir.

Resim
X